Sitenin yeni tasarımı hakkında ne dediler: Kuadrantid aka. Gökçe hanım: woohoo, dehşet site olmuş. George W.Bush: bu siteye de demokrasi götürmeliyiz... Rockofages: benden daha beybifeys... orthodox erhan: bu siteye böğürürüm...  mata başkan: gerçekten güzel kayıyor... grinder soner: sıkıldım bira versene...  Corriere dello sport: Türk futbolunda bir devrim... doğa-der: ben demem...  Tuğba Ekinci: kondom yoksa vermem...  Osman Çelik:Müthiş bir yetenek... goremented fatih:depresyondayım bana kız bulun, yoksa 2 bira kap gel içelim.  Orhan Abi : sen mi yaptın lan bunu?  Zoot Erşan : aşık oldum.  Hıncal Uluç: beğenmedim...

Galeri
Müzik Arşiv
Ürünler
Ana Sayfa Konser
 
   
 
 
Pekin - 2008 (8/11/2008)


Geçen gece kanalları gezerken TRT 3′te denk geldim olimpiyatların açılış törenine, banttan yayınlanıyordu. Yerel saatle 08.08.08 tarihinde, saat 08:08′de başlayan olimpiyatların açılış töreni bir hayli görkemliydi. Heyecanlandırmaya yetti. Bir spor organizasyonu için açılış töreninden başka bir şey heyecalandıramıyor artık beni, öyle de garip.

Ve olimpiyatlarda ilk güne gümüşle başladık. Bayanlar halterde, 48 kiloda podyuma çıkan Sibel Özkan, koparmada 88, silkmede de 111 kiloyu kaldırarak; toplamda 199 kiloyla gümüş madalyayı elde etti. Altın madalya da, açık ara fark ile 212 kilo kaldıran ev sahibi temsilcisi Xiexia Chen‘e gitti. Ülkelerarası sıralamada aldığımız tek madalyayla ilk oyunlar sonrasında Kore ve Rusya Federasyonu ile birlikte üçüncü sıraya yerleştik. Umarım daha iyi sıralamalar elde ederiz, tüm sporcularımıza başarılar. Allah yardımcıları olsun.

Sahalarda Görmek İstediğimiz Hareketler (6/8/2008)


Futbolun amatörlüğüne sevdalı 2 güzel insan İstanbul Arkaoda'da değişik bir aktivite gerçekleştiriyorlar. oralarda bulunamayacak olsam da fırsatı olanlar kaçırmasın.


SAHALARDA GÖRMEK İSTEDİĞİMİZ HAREKETLER // TAN MORGÜL – BARIŞ KARACASU

Sandıklar, dolaplar açılsın; koleksiyonlardaki en ilginç, en bulunmaz, en akla gelmez atkılar, formalar kuşanılsın... Tan Morgül ile Barış Karacasu futbol şarkıları ile geliyorlar... Turnuvalar, takımlar, ligler, topçular... yetmiş iki milletin en güzel futbol şarkıları... haydi dolmuş, dolmuş, dolmuş maça...

Manu Negra – Santa Maradona, Don Fardon – Belfast Boy, Die Prinzen - Olli Kahn... Batracios – Futbol, Five – Keep On Moving, Maryla Rodowicz – Futbol, Three Lions – Football is coming Home... Urfalı Babi – Bastır Ankaragücü, Kutlu Payaslı – Eskişehirspor Marşý, Yıldırım Gürses – Son Maç, Tanju Okan, Dolmuş Maça... 1860 München, Atletico De Madrid, Boca Juniors, Celtic, Dinamo Kiev, Dinamo Tiflis, Fiorentina, Real Sociedad, St. Pauli, Vaduz ve daha niceleri... Maç gösterimleri, kısa canlandırmalar... Carlo Zampa’dan gol anlatımları, takım kadroları...

Zaman: Thursday, June 12, 2008 at 9:00pm
Yer: ARKAODA / İSTANBUL


Forward Olayı'nda yeni bir soluk: SMS (6/8/2008)

Geçtiğimiz hafta sonu güzel bir olaya şahit oldum ben. Mailleri okumadan forwardlamak, ama bu "çok komik lan sende oku sende gül" tadındaki saçmalıklardan katil olma noktasına gelmişken birde Cep telefonundan SMS çılgınlığını da gördü ya bu gözler. Söyleyecek bütün sözlerimi bir anda içime atmak zorunda kaldım. En sonunda sinirim yatıştı da bugün bu yazıyı yazmak kısmet oldu.

"Türksel'den bayar kampanyası bu mesajı 25 türkselliye 1 saat içinde gönder bedava 250 kontör kazan" diye şahıslardan gelen mesajı bir başkasına göndermek, bunu yaklaşık 1 gün boyunca yamaya çalışmak nasıl bir mantıktır yahu? Hele birde Avea, Telsim gibi diğer tarifelere göndermek? Lütfen birisi bana bunu açıklasın. İlk mesajı aldığımda girdim sitesine baktım yok öyle bişey. Hatta kontörlerime kıydım özenle "salaksın olm" yazdım ve yolladım onlara, nasılsa dedim 3 taneden sonra beleş, yolla gitsin belki anlarlar.. Ama nerede...?

Ah benim canım arkadaşlarım, değerli kardeşlerim ve aynı havayı solduğumuz insanlar, bırakın bunları, bilen biliyor, anlayan anlıyor.. Her şeyi bir başkasına göndermeyin, bir kez daha tekrar ediyorum: LÜTFEN!


Pinhani - Zaman Beklemez (Yeni Albüm) (6/8/2008)

Müzik piyasasını eskisi gibi takip etmiyor olmamın cezasını çekmiyor değilim. Şans eseri uğradığım D&R'de acaba Pickpocket ve Çilekeş albümleri gelmiş midir (evet itiraf ediyorum ben böyle şeyler dinliyorum...) diye gezinirken Pinhani'nin yeni bir albüm çıkarttığını görünce çok şaşırdım ve sevindim. Tabi hemen cebimdeki paraları verip Cd'yi alıp eve geldim.

Zaman Beklemez'de ilk albümde olduğu gibi gitarda Akın Eldes, davulda Cem Aksel’ in yanı sıra bas gitarist Demirhan Baylan yer alıyor. Tabi bazı şarkılarda Erkan Oğur gibi imzaların olduğunu da belirtmeden geçmemek lazım.

Albümde Düğün, Ağlama, Sırası Değil gibi öne çıkan parçalar olmasına rağmen, daha önceden de bildiğimiz Bir Anda ve Ne Güzel Güldün gibi, Tv'de yayınlanan "Yerli Dawson's Creek - Kavak Yelleri" dizisinden bilinen parçalar var. Ama albümü şimdilik 5-6 kere dinlemiş birisi olarak albümün yine ilk albümde olduğu gibi akıcı bir şekilde ilerlediğini belirtmek gerek.

http://www.pinhani.com



It's Always Sunny In Philadelphia (6/8/2008)

"It's Always Sunny In Philadelphia" yani; "Philadelphia her zaman güneşlidir"....

Bu diziyi niye bu kadar geç keşfetmittiğim için kendimi sorguluyorum. Married With Children'in yıllardır bende bıraktığı mizahi yaklaşımı çok az dizide yakalayabilmemden dolayı dönüp dolaşıp Al Bundy ve arkadaşlarını izleyen birisi olarak sanırım kendime yeni bir eğlence buldum.

3 erkek ve 1 bayan arkadaşın Philadelphia'da bir bar işletirken başlarından geçen olayların anlatıldığı dizide Toplumda gerçkeleşen ilginç absürtlükte olaylara çok ilgin şekilde değiniliyor. Kürtaj karşıtı yapılan gösteriye kız ayarlayabilirim diye gitmek, kız tavlamak için kanser numarası yapmak gibi ilginç yaklaşımalrın yanında ekibin aralarında geçirdikleri diyaloglar harika. şu ana kadar 3 sezonu gösterilmiş olan seride, 2.sezonla birlikte Danny Devito'yu da izlediğimiz dizide saçma politikalara verilen cevapları ise gözden kaçırmamak gerek.


Altılı Ganyan ve At Sevdası (6/6/2008)

Lise yıllarım sona erdikten sonra arada dersaneye giderek geçirdiğim zamanlarda beygirlere merak sardım. Dersaneden çıkınca elime bir gazete alıp atlara bakıyordum saf saf; ulan bunun adı güzel bunu yazayım, bu şöyle koşmuş bu böyle koşmuş diye inceden bir kupon yapıp etüd'e gider, oradan çıknca da Ganyan bayii'ne gidip sonuçlara bakar, eğer kupon devam ediyorsa yarışları izler ya da 2'li, 3'lü gibi değişik faaliyetlerde bulunurdum bugünün parasıyla 0.50 ykr, 1 ytl gibi rakamlara..

Kendimi eğlendiriyordum ama fena da para gelmişyordu o ufak miktarlara rağmen, TRT-3, TJK TV gibi bir hobimde yoktu. Aç gazeteyi doldur kuponu 2 tane de tek geçtikmi mis gibi oluyordu kupon.

Bir gün evde otururken yaptığım bir kuponu ne para vericem lan diye götürmediğim an hayatımın değişeceğini nereden bilebilirdim ki. O yatmayan kupon hayatımı değiştirdi demek isterdim, hatta milyarları kaçırdık falan... Ama hiç birisi tutmamıştı ve bende o sevinçe bu spora olan desteğime son verdim. Yaşasın İDDAA!


Bursaspor:1 - Kasımpaşa: 0 (5/28/2008)


Kronikleşen 1-0 dışında maç kazanamayan Bursaspor bu maçta da bizi unutmadı ve 29. dakikada o skoru yakalatarak geri kalan dakikaları formalite haline dönüştürdü. 2. yarı Kasımpaşa hücüm yapabilseydi ve 1 gol bulsaydı belki 2. gol için yüklenirdik ama Samet Aybaba'nın 4-5-1 gibi dahice taktiği bu kadarına izin veriyor. Karşında küme düşmüş bir Kasımpaşa, hemde ligin en çok gol yiyen takımlarından birisi var(diğeri de Konyaspor) ve sen git ona tek forvet oyna hatta birini kaybet, diğerinde 1-0 kazan. Gerçekten süper bir taktik.

Son 2-3 haftadır pozisyon konusunda başarılı olan ama onları gole çevirmekte başarısız olan Bursaspor yine aynı çizgisindeydi, forvet arkası müthiş 10 numara Cihan Haspolatlı ise maçın akıllarda kalan adamıydı. o nasıl kafa vuramama, o nasıl şut çekememedir be kardeşim.

29. dakikada Mustafa Sarp'ın ara pasında hareketlenen Herve Tum yine attı golünü.. birde tribünlerde 26.dakikada yükselen Eskişehirspor tezahüratı maçtan akıllarda kalan noktalardı. Birde ajansspor'un beni ünlü etmesi tabiki..


Asker Uğurlaması.... (5/28/2008)

Beni askere almıyolar, ne güzel tribe girmiştim 2 ay önce askere gidicem diye.. gittim dediler 2011'de gel o zaman bakarız, göndeririz seni askere... Tabi askeri hastanede muayene yapmalarını es geçmemek lazım. Prosedür gereği önce beyin cerrahına çık dediler, gittim oturdum, dedi ki; "evladım bi sorunun var mı?" Bende dedim ki: vallahi kız arkadaşımla sorun yaşıyorum birde maddi problemlerim var. Sağlam damgası vurup kovdu beni... boy kilo ölçümü gibi işlemlerden sonra büyük bir stresten kurtulmuş oldum.

Askerlik konusunda düşüncelerim farklı bile olsa halk arasında asker gecesi-asker uğurlaması gibi değişik isimler verilen geceyi yaşamak istiyorum bende. Eskiden birazcık alkol ve çiftetelli ile ya teslim olacağı askeriye ye, ya da terminale teslim edilirdi. İstiklal Marşı merasimi yeterli oluyordu. Ama artık devir değişti; dansözlü ve alkolün su gibi aktığı geceler, Terminale konvoy halinde bırakma, çiftetellinin yerine kılap müzik, meşale yakma, pankart açma, diğer asker uğurlayan ekiplerle kavga etme gibi süper aktiviteler mevcut. Buna sıkı bir örnek gözüme çarğtı az önce yutup'ta. Ah yutup, sen olmasan ne yaparız acep. İzleyin - izlettirin.

http://www.youtube.com/watch?v=LGxrycgsAYE





beni yıllar değil, mevzular yordu (5/22/2008)

Ortaokulda ilk senemdi, inceden popüler kültür damarlara işlemeye başlamış, 2-3 kanalın yer aldığı türk televizyonlarında dönen pop müzik programları ile dinlediğimiz şeyleri sevme gayreti içerisindeydim. Tabi bir arkadaşın "bak ben böyle bişey dinliyorum" diyerek elime Iron Maiden kasedi tutuşturmasına kadar. Hayatımda en çok değişiklik yapacak şeyin o olduğunu nereden bilebilirdim ki o zaman? sonrasında Metallica, Megadeth ve benzerleri ve o kısa dönem zarfında Cannibal Corpse ile ekstrem müziğe geçiş..

Hep hayatımda metalciler, farklı tavırdaki insanlar yer aldı bundan dolayı... Normal olamadık bir türlü. Normal arkadaşlarımda oldu ama bişeylerin eksikliğini duydum o asi durumumdan dolayı. Sex & drugs & rock'n'roll'u uygulayamadım belki ama dönüp baktığımda güzel günler geçirdiğimi düşünüyorum. ama bir taraftan da Lanet ediyorum o ilk heavy metal dinlediğim güne...

Geçen cumartesi yine ilginç bir metalcilik günlerinden birisiydi benim için... Ben ne kadar ondan kaçsamda bir kanser gibi yakamı bırakmıyor. normal arkadaşlarımın sayısıyla orantılı olarak ahtapot gibi çevremdeler..

O gün o kaset elime geçmeseydi şu anda askerliğini yapıp fabrikada işçi olarak çalışan; evli, hafta sonları ailesiyle piknik keyfi yaşayan birisi olurdum belki. 3 ayda bir erzak gelirdi fabrikadan ve vardiya takip ederdim..

Umarım bundan sonrasını kurtarabilirim. Bakalım zaman ne gösterecek..


Yeniden Hayata: Bursaspor:1 - V.Manisaspor: 0 (5/22/2008)

Zorda olsa 1-0 olsun bizim olsun şeklinde bir maç daha geldi ve bitti. ama maçla ilgili tek gerçek ve güzel nokta; Maxim Romashenko'nun pozisyonunda hakem yanlış kart kullanımına giderek Bursaspor'u 10 kişi bırakmasaydı tribünlerin uyanamayacak olmasıydı.

Samet Aybaba'nın Collins Mbesuma'ya kastı var. şimdi bu adam çıkar gol atarsa, onun getirdiklerinden daha iyi iş yaparsa olmaz. Jason'da, Mbesuma'da denenmeyi hakedecek kariyerde futbolcular. fiziklerine göre adam yorumlamayı ne kadar da güzel beceriyoruz miletçe, bu zihniyetle almanya'nın gol kralını da yollamıştı beşiktaş (Ailton), neymiş şişmanmış vs.. İ.Güldüren fizikli de noluyor? 2 ıska, ve gol.

İ.Özgür Göktaş gelecek vaadeden bir topçu ama bu taktik içerisinde ne kadar kendini geliştirir bilmiyorum. takımın taktiğini o kadar maç izledim bu sene anlayamadım ben 4-4-1-1 gibi ama orta saha 4'lüsünün kanat fonksiyonu manasız. Menejerlik oyunlarında bile kullanamazsınız bu taktiği.. ama Bolivya'nın rakımını öğrenmek için Google'ye bile girip bakmayı akıl edemeyip bir araştırma yapma gereği duymayan Samet Aybaba'dan beklenecek güzellikle hareketler bunlar.

Neymiş efendim; İngilizce dersi verdiriyormuş topçulara.. coğrafya yok, kültür yok, ilgilizce öğrenseler ne yazar.. çoğunluğu kenar mahellede yetişmiş, "tv programlarında dram konusu" olacak yaşamlara sahip olan (televole kültürü) futbolcuların yanına farklı kültürde yetişmiş, yaşam felsefesi farklı adamalrı getirirsen ya sana adapte olur, Kompela'laşır ya da uyum sağlayamaz ve silinir gider..

Uzun lafın kısası, böyle teknik direktörler bu ülke futboluna şunları kazandırdı diye örnekleniyorsa vay halimize...


 




E-mail :
alternativemag@hotmail.com

Myspace:
www.myspace.com/alternativemag

tembelim, uyumsuzum, asosyalim, halkla iletişemiyorum, hayat beceriksiziyim, yanlızım, küçük şeylerle mutlu olmaya çalışıyorum, mütemadiyen aksamdan kalmayim, iş ortamından nefret ederim. var midir bu vasiflarıma uygun bir İŞ???